TüRkİyE'nİn ''EN'' SüPer FoRuM SiTeSi
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Küçük Ağa (Tarık Buğra)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
JosE FATIHIO
AdmiN
AdmiN
avatar

Mesaj Sayısı : 1544
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 14/09/07

MesajKonu: Küçük Ağa (Tarık Buğra)   2007-10-08, 5:43 pm

Alıntı :




Küçük Ağa




(Tarık
Buğra)








Konu





Birinci Dünya Savaşı ile birlikte Osmanlı Devleti eski
gücünü, heybetini kaybetmeye başlamış, isyanlar ve işgallerle zayıf duruma
düşmüştür.Kitapta , bir Anadolu kasabası olan Akşehir'den yola çıkılarak
,kurtuluş mücadelesinin bir bölümü anlatılmaktadır.Olaylar Akşehir’in bir
kasabasında başla ve gelişir.


Özet







Dünya Savaşı resmen sona ermiş olmakla birlikte, Osmanlı
Devleti üzerinde yarattığı etkiler tüm gücüyle devam emektedir. Savaş sonrası
birçok asker memleketlerine geri dönmüştür. Zayiatın büyüklüğü evlerine dönen
erlerin çoğunun gazi oluşuyla daha da iyi anlaşılmıştır. Bu erlerden biri de
Salih adlı Akşehirli bir askerdir. Memleketine döndüğünde kaybettiği kolunun
acısıyla beraber, ülkenin durumunu daha acı bir şekilde anlayan Salih
gittiğinden beri çok şeyin değiştiğini görür.









Önceleri dost olarak yaşayan Rumlar ve kendi halkı şimdi
birbirinden soğumuştur. Salih’in samimi arkadaşı olan Niko da bir Rum dur ve
gelişmelerden o da etkilenmiştir. Yavaş yavaş Yunan ve İngiliz ordularının işgal
haberleri gelmekte ve iki halkın birbirine olan düşmanlığı artmaktadır. Salih
ise yüzyıllardır Osmanlı himayesinde rahatça yaşayan Rumların bu davranışını bir
ihanet olarak görmekle beraber arkadaşı Niko’dan kopamamaktadır.









Rumlarla olan dostluğu kasabalı tarafından fark edilir ve
kasabalı Salih’i dışlar. Salih artık sürekli Niko ve O’nun çevresiyle dolaşır
olmuştur. Artık Osmanlı ve Padişaha olan güvenci de sarsılmıştır. Kaybettiği
kolunun hayatına tesiri büyük olmuştur. Kimsenin O’na hak ettiği saygıyı
göstermediğine inanan Salih kendini namazdan niyazdan çekmiştir. Öte yandan halk
işgallere tepkisiz kalmama kararı almıştır fakat bunun kimin önderliğinde
yapılacağı karmaşası vardır.









Salih günler geçtikçe kendi kasabalısının tepkisini
kazanmış ve artık istenilmeyen biri olmuştur. Bu sırada kasabaya İstanbullu Hoca
adında bir hoca gönderilir. İstanbul’dan gönderiliş amacı kasabada padişaha ve
Osmanlı’ya bağlılığı teşvik edici düşünceyi sağlamaktır. Hoca gerçekten de çok
etkili bir insandır ve halkın büyük beğenisini ve takdirini kazanır. Vaazlarda
cemaate Osmanlı padişah ve din lehinde düşüncelerini aktarmaktadır. Bu sırada
memlekette Hoca’nın düşüncesine tam ters olmamakla birlikte, kurtuluş ümidi
olabilecek bir örgüt kurulmaktadır.









Kuvayı Milliye adı verilen bu örgüt Anadolu’da işgalleri
önlemek ve İstanbul ve padişah yönetiminin boyunduruğundan kurtulmak için
kurulmuştur. Fakat Kuvayı Milliye’nin işi çok güçtür. Memlekette işgallere karşı
veya işgallerden yana birçok örgüt vardır. Kuvayı Milliye önce bu örgütleri
kendi tarafına çekmeli veya bertaraf etmelidir. Hocanın vaazları da Kuvayı
Milliye ilkelerine ters düşmektedir. Hoca her fırsatta padişaha bağlılıktan
bahsetmektedir, Kuvayı Milliye ise padişahtan kurtulmak, yeni bir yönetim kurmak
amacını gütmektedir.









İşte bütün bu ihtilaflar dolayısıyla Kuvayı Milliye
yandaşları ve Hoca arasında bir elektriklenme ve zıtlaşma meydana gelir. Hoca
ise halka kendini çok sevdirmiştir çünkü her yönüyle iyi ve doğru bir insandır.
Fakat Hoca da kendi içinde bir yandan yaptığı işin gerçekten doğru olup
olmadığının sorgulamasını, padişaha olan güvencinin doğruluğunun şüphesini
yoklamaktadır. Kuvvacılarla Hoca arasındaki çatışma zamanla iyice açık şeklini
alır ve vaazlarda karşıt fikirler açıklanır.









Olaylar gelişirken Salih ise unutulmuşluk ve
terkedilmişlikten bir kaçış olarak Kuvayı Milliye’ye katılmaya verir. O’nu bu
kararı vermeye zorlayan başka bir şey ise yakın arkadaşı Niko’nun da sonunda
Osmanlıya karşı savaşta yer almasıdır. Salih bu ihanetin öcünün peşinden koşacak
ve kurtuluş mücadelesinde büyük rol oynayacaktır. Kuvva bir türlü hizaya
gelmeyen Hoca hakkında ölüm emri çıkartır. Hoca evliliği ve çocuğu ve en
önemlisi de halkın zorlamasıyla Akşehir’den kaçar ve çete reislerine sığınır.Kuvva
ile arasında yaşanan kovalamacadan sağ kurtulur ve kendi başına yanına adam da
alarak bir kasabaya sığınır.









Kuvva ise Hocayı kaçırdığı için üzgündür ve Salih’i O’nu
bulmakla görevlendirir. Hoca ise şimdi hangi tarafta yer almak gerektiğinin
hesabını yapmaktadır. Kuvayı Milliye ise her geçen gün başarı kazanmakta ve
güçlenmektedir. Salih Hoca’yı bulur ve O’nu padişah hizmetinden vazgeçerek Kuvva
yararına çalışmaya ikna eder. Beraberce Çerkez Ethem’in kardeşi Tevfik Bey’in
çetesine katılırlar. Çerkez Ethem ve kardeşleri milli mücadelede en büyük
rollerden birini üstlenmiş ve gerek düşman işgallerine gerekse ayaklanmalara
karşı başarılar sağlamışlardır. Fakat şimdi düzenli ordu ve İsmet Paşa’nın emri
altına girmek söz konusu olunca Çerkez Ethem ve kardeşleri zıt bir tavır
takınarak Kuvva’ya ve Ankara’ya karşı isyan bayrağı açmıştır.









Hoca ise bu yolun yanlış olduğuna inanır ve onları bu
yoldan döndürmek için planlar kurar. Hoca’nın amacı Çerkez Ethem ve kardeşlerini
Kuvva’ya karşı cephe almaktan vazgeçirmek olmasa bile olası bir isyan halinde
güçlerini zayıflatmaktır. Bu sırada Hoca Salih’ i haber edinmek için Akşehir’e
yollar. Akşehir’de ise Hoca öldü bilinmektedir. Oysa Hoca hayattadır ve yeni
kimliği “Küçük Ağa” ile kuvva yararına çalışmaktadır. Hoca’nın Kuvva yararına
çalıştığı haberi Salih tarafından Akşehir’de sadece Kuvvacı olan birkaç kişiye
duyrulur ve memnuniyet yaratır.Başta Kuvayı Milliye hareketine büyük hizmet
vermiş Doktor olmak üzere Kuvvacılar Hoca’nın kendi saflarına katılışından büyük
haz duyarlar.









Hoca Ethem’in İsmet Paşa hizmetine girmemek için yapacağı
en büyük saldırı olan Kütahya saldırısında O’na bir oyun oynayarak
başarısızlığını sağlar ve Kuvayı Milliye’ye en büyük hizmetini vermiş olur.
Ethem ise Yunanlılara sığınacaktır. Hoca ise bütün bu ihtiras ve gücü elinde
bulundurma tutkusuna kapılan insanlardan nefret etmektedir. Artık savaş
alanından başka bir cephede de mücadele verilmektedir, şimdi iktidar çekişmeleri
büyük tehdit oluşturmaktadır. Hoca bunu acıyla farkeder. Ankara ise Hoca’nın
başarılarından haberdardır ve kendisini Ankara’ya davet eder. Daveti kabul eden
Hoca Ankara’nın durumunu yakından görür ve cephede savaşmanın, bu iktidar
kavgasında yanlış düşünenlere ve hainlere verilecek savaştan daha kolay olduğunu
düşünür.









Fevzi Paşa Hoca’ya yakınlık gösterir. Hoca bütün bu
kişiliklerin önemini daha iyi anlamaktadır. Memleket zafere doğru gitmektedir ve
bu noktada Ankara ve Melis’e büyük iş düşmektedir. Bu sırada Küçük Ağa yani
İstanbullu Hoca Ankara'da kendisini Akşehir'den tanıyan ve bir zamanlar zıt
fikirleri yüzünden tartıştığı Kuvvacı Doktor ile buluşur.









Doktor böyle saygıdeğer birinin kendi saflarına
katılışından duyduğu mutluluğu Hoca’ya söyler ve asıl kimliğini bilenin sadece
kendisi olduğunu, kendisi dışındakilerin O’nu Küçük Ağa diye tanıdıklarını
anlatır. Hoca ise artık özlediği eşi ve çocuğunun özlemiyle yanmaktadır.









Küçük Ağa Fevzi Paşa ile birlikte Akşehir’e gelir ve
burada da tanınmadığını ve Küçük Ağa olarak bilindiğini görür. Eşi ve Çocuğu
hakkında bilgi alır ve çocuğunu bulur fakat eşinin durumu kötüdür. Eşine
geldiğini haber eder fakat kadın ölmek üzeredir ve oğlunu Hoca’ya emanet
ettiğini söylemekle kalır ve günler sonra da ölür. Hoca daha sonra Ankara’ya
döner ve mücadeleye devam eder.





Ana Fikir





Vatan ve millet sevgisi, bağımsızlık duygusu. Kurtuluş
savaşının küçük bir kasaba' dan görünüşü.








Şahıslar
ve Olaylar





Küçük Ağa(İstanbullu
Hoca):
Kurtuluş mücadelesine büyük hizmetler vermiş binlerce kişiden biri.



Salih:
Birinci Dünya Savaşında sağ kolunu kaybetmiş ve hayatının anlamını Kurtuluş
Mücadelesi ile tekrar kazanan biri.



Çerkez Ethem:
Başlarda vatan ve millet için yeri tutulmaz hizmetler vermiş, cephede büyük
başarılar göstermiş, fakat düzenli orduya geçme kararı alındığında tamamen zıt
fikirleri benimsemiş ve zararlı olmuş bir çete reisi.



Doktor Haydar Bey:
Dünya Savaşında Yüzbaşı rütbesiyle görev yapmış ve milli mücadele yıllarında
Kuvayı Milliye’ye büyük hizmetler vermiş bir asker.



Ali Emmi:
Kurtuluşu Kuvayı Milliye’de gören ve çok büyük fedakarlıklarda bulunan yaşlı bir
vatandaş.








Yazar
Hakkında Bilgi



2
Eylül 1918 tarihinde Akşehir'de doğdu. İlk ve ortaokulu Akşehir'de okudu.
İstanbul Lisesi'nin yatılı kısmında okurken bu lisenin yatılı kısmının
kapatılması üzerine kaydını Konya Lisesi'ne aldırdı ve liseyi burada bitirdi.
(1936). Lise yıllarında Tarık Nazım müstear ismiyle hikaye ve şiirler yazmaya
başlayan Tarık Buğra, İstanbul Üniversitesi Tıp ve Hukuk fakültelerinde bir süre
okuduktan sonra kaydolduğu Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümünün son
sınıfında ayrıldı. Askerlik hizmetinden sonra Şişli Terakki Lisesi'nde muallim
muavini olarak işe başladı.









Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada Oğlum(uz) adlı öyküsüyle bin liralık
büyük ödüle layık görüldüğü ilan edildi. (1948). Ancak, Tarık Buğra'ya bu para
yerine altın bir kalem ödül olarak verildi. Aynı yarışmada Doğan Nadi'nin bölük
komutanı birinci ilan edildi ve bu zatın hikayeci olarak adına ikinci bir kez
daha rastlanılamadı.









Yine de bu ödül neticesinde aldığı yoğun iş teklifleriyle basın hayatına atılma
konusunda cesareti artan Tarık Buğra, Akşehir'e dönerek Nasrettin Hoca
Gazetesi'ni çıkardı (26 Temmuz 1949-28 Haziran 1952). Milliyet gazetesi, Vatan,
Yeni İstanbul gazetesi (1952- 1956), Yol Dergisi (1968) ve Tercüman gazetesinde
(1970-1976) sanat sayfaları düzenledi, fıkralar yazdı, yazı işleri müdürlüğü
yaptı. Hisar dergisi ve Türkiye gazetesinde de yazan Tarık Buğra, 26 Şubat 1994
tarihinde İstanbul'da öldü.









BAŞLICA YAPITLARI :




Bu Çağın Adı, Dönemeçte, Osmancık, Gençliğim Eyvah, Küçük Ağa, İbiş'in Dünyası,
Firavun İmanı, Yarın Diye Bir şey Yoktur, Siyah Kehribar, Politika Dışı, Yağmur
Beklerken, Yalnızlar

_________________

www.turkiye.super-forum.net SÜPER FORUM TÜRKİYE süper forum,forum türkiye,süper türkiye,uşak,süper forum,süper forum,süper eğlence,süper komik,süper fotoğraf,süper resim,süper forum,süper edebiyat,süper islam,süper araba
Her Hakkım Saklıdır ®
|l|lllll|lll||ll||lll|l|l|l|
2¹7¹³6¹3 °8²1³¹9
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://turkiye.super-forum.net
 
Küçük Ağa (Tarık Buğra)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» TARİF ÖĞRETİLİR!
» GAZNELİLER
» Yunus Emre
» KONUKPAY SÜLALESİNİN TARİHİ
» SÜREZ (BEYYAYLA)'NIN TARİHÇESİ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: : : SÜPER FORUM TÜRKİYE : : : :: EDEBİYAT DÜNYASI :: Kitap Tanıtım Standı-
Buraya geçin: