TüRkİyE'nİn ''EN'' SüPer FoRuM SiTeSi
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU --> Milli Savaş Hikayeleri

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
JosE FATIHIO
AdmiN
AdmiN
avatar

Mesaj Sayısı : 1544
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 14/09/07

MesajKonu: Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU --> Milli Savaş Hikayeleri   2007-10-02, 12:14 am

Alıntı :
KİTABIN ADI
MİLLİ SAVAŞ HİKAYELERİ
KİTABIN YAZARI Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
YAYINEVİ VE ADRESİ İletişim Yayınları Cağaloğlu / İSTANBUL
BASIM YILI 1984

1.KİTABIN KONUSU :

Kitap
kısa hikayelerden oluşmaktadır. Kitap ülkemizin düşman işgali altındaki
savaş yıllarını ve düşman mezalimini çarpıcı hikayelerle anlatmaktadır.
Ayrıca kitabın sonunda karışık hikayelere de yer verilmiştir.
Hikayelerin özetleri kısaca şöyledir.

2.KİTABIN ÖZETİ:
Ses Duyan Kız
Emine
Garipler köyünün en güzel kızıdır. Rumeli harbinde sevdiği şehit düşer.
Bu olaydan sonra Emine içine kapanır, kimse ile konuşmaz. Derken kendi
kendine sesler duyup etrafındakilere “Duyuyor musunuz? Vatan elden
gidiyor, savaşa gidin!!!” diye bağırmaya başlar. Hiçkimse Emine’yi
ciddiye almaz ve birgün tek başına yola çıkar. Bir zaman sonra O da
şehit düşer ve öldüğü yer türbe halini alır. Sevdiklerini harbe
yollayan genç kızlar Emine’ye adaklar adar ,sevdiklerinden bir haber,
bir ses beklerler.
Dünya Gözü ve Ahret Sesleri
Savaş yıllarında
“dünya gözüyle bir görebilsem” sözü Salihli’de yaşayan Hacı Arif
Efendi’nin en çok söylediği sözdür. Günlerini Türk askerlerini görmeyi
bekleyerek geçirirken,Tren’den inen bozguna uğramış ve İzmir’e kaçarken
yağmaya gelmiş düşman askerleri karşısında şaşkına döner. Yağma ve
katliamdan yaralı olarak kaçarken kendisini bir tarlaya bırakır.
Şuursuzca yatarken Allah! Allah! sesleriyle gözünü açmaya çalışır.
Gözlerini açabildiğinde Türk askerlerini görür ve ruhunu teslim eder.
Teslim Teslim
Bozguna
uğrayan düşman her yeri yakıp yıkıyor ve halkı öldürmektedir. Şevki
Efendi ise saklandığı yerden izlediği bu toplu katliam karşısında, en
çok, küçük kız çocuğunun “Teslim Teslim” diye bağırırken can vermesine
dayanamamıştır. Bu anı hayatının sonuna kadar unutamayacaktır.
Issız Köy ve Dilsiz Kız
Yakın
zamana kadar meskun olan Alaşehir kasabasına giden yol üstündeki köy
artık ıssızdır. Köyde görülen tek kız çocuğunu yanlarına almaya
çalışanlar, çocuğun ürkek ve suskun hali karşısında şaşırır ve kaçıp
kaybolmasına engel olamazlar. Herkes küçük kızın neler yaşadığını
bilmektedir.
Küçük Neron
Azınlıkla beraber Manisa’yı yağmalayan
düşman askerleri yüzünden müslüman halk evlerine kapanmıştır. Türk
askerleri şehre yaklaşırken düşman askerleri kumandanı Flipos, son
katliam emirlerini vermektedir. Her yeri ateşe verdirten Flipos,
vahşetini bulunduğu binanın balkonundan seyrederken, artık kaçmak için
şoförüne seslenir; “otomobil hazır mı?” Ancak hiçbir yanıt alamaz.
Bir Meczup
Hamdi,
Aydın vilayetinin bir kazasında bir hamam viranesi içinde yaşayan ermiş
bir kimsedir. Kendisine sorulan insanların başına neler geldiğini
hissedip, soranlara cevap vermektedir. Kendisine yemek getiren kadının
oğlunun ölümünü hissettiğinde, kadın gerçeği Hamdi’nin yüzünden anlar.
Hamdi bu olaydan sonra garipleşir ve ortalardan kaybolur. Yazar
İzmir’in işgali sırasında, Hamdi’nin neler hissettiğini çok iyi anlar.
Hem Katil Hem Müttehim
Romanın
kahramanı ve Hüseyin Bey, İzmir’e doğru olan tren yolculuklarında
içkili ve keyiflidirler. Vagondaki Rum adamın Türk Milletine karşı
hakaret dolu sözlerine dayanamayan Hüseyin Bey, adamın üzerine atılır
ve çıkan kargaşada Rum, Hüseyin Bey’i öldürüp suçu da diğer kişinin
üstüne atar. Güya iki sarhoş şakalaşırken bu olay meydana gelmiştir.
Güvercin Avı
Kuşbaz
Hüseyin Bey güvercinlerini çok sevmektedir. İşgalde düşman askerleri
çiftliği basar ve güvercinleri öldürmeye başlar. Çetenin başı ise bir
zamanlar yanında çalışan hizmetkarı İspiro’dur. Hüseyin Bey bu vahşi av
karşısında ağlamaya başlar. Güvercinlerini okşarken lekesiz ak sakalı
kana boyanır. Sanki çenesine Türk Bayrağı’ndan bir parça sarmış gibidir.
Utanç
Kadın,
kızı ile birlikte kocası Nalbant Ahmet’i aramaya Ödemiş’ten İstanbul’a
gelmiştir. Öğrendiğine göre kaldığı evi düşman askerleri basmış ve
Ahmet de mertçe dövüşmüştür. Fakat çok sayıdaki düşman askerine karşı
koyamamıştır. Bu olay namusuna ve erkekliğine çok dokunmuş ve
karısından utandığı için izini kaybettirmiştir.
Hasretten Hasrete
Namık
esaret yıllarında İstanbul hasreti çekerek ölüm düşüncesini aklından
atmayı başarmıştır. Döndüğünde ise yaşadığı hayal kırıklığıdır. Savaş
sonrası insanlar çok değişmiştir. O da ülkenin istiklali için tekrar
savaşa gitmeye karar verir. Hayal kırıklığı yerini sevince bırakmıştır.
Hüseyin Çavuş
Yazar
ve arkadaşı Anadolu’da bir handa konaklarken, Hancı Hüseyin Çavuş ile
tanışırlar. Hancı onlardan, düşmana dair Ankara’da neler işittiklerini
öğrenmek istemektedir.
Muhacir Kerim Ağa
Kerim Ağa’nın ailesi
harp patladığı zaman dağılır. Toplandıkları kadarıyla Manisa’ya
yerleşirler. İki oğlu şehit olmuştur. Bu sırada İzmir’i düşmanlar işgal
eder. Kerim Ağa’nın son Muhacereti Bursa’dan orta Anadolu’nun bir ücra
köyüne olur.
Katmerli Bir Hıyanet
Nuri Efendi savaş
başladığında güzel bir Rum kadının evinde ikamet etmektedir. Kadının
bütün ihtiyaçlarını karşılar ve zamanla sevgili olurlar. Her ikisi de
aralarındaki ırk düşmanlığını unutmuş gibidirler. Rum kadın Despino gün
geçtikçe Nuri Efendi’nin güvenini kazanır. İşgalden sonra ise Nuri
Efendi’yi terk eder.
Düşmana İltihak
Ziver Bey’in çiftliğini
düşman işgal etmiştir ve orada konaklamaktadır. Ziver Bey ise buraya
bir baskın düzenlemek ister, ne var ki baskında şehit düşer.
Ceviz
Anadolu’da
terk edilmiş bir köyde kötürüm bir kadın, yaşlı adam ve bir kız çocuğu
beraber yaşamaktadır. Kadın bu hale nasıl düşürüldüğünü köye gelenlere
anlatır. Bütün zorluklara rağmen küçük çocuğun misafirlere ceviz bulup
ikram etmesi ise çok dokunaklıdır.
On Dört yaşında Bir Adam
Arabasına
on dört yaşında çocuk bir yolcu alan yazar, çocuğun babasının
seferberliğe gittiğini ama künyesinin geldiğini, ailesinin bütün
yükünün çocuğun omzunda olduğunu, nişanlandığı kızın ise düşman
tarafından katledildiğini öğrenir. On dört yaşındaki çocuk yaşadığı bu
acı tecrübelerle çocukluktan çoktan çıkmıştır.
Köyünü Kaybeden Kadın
Düşman
baskını sonrası köyünü bırakıp kaçan kadın kaybolur ve köyüne geri
dönmek ister. Ancak öğrendiğine göre Ortaklar köyü hala işgal
altındadır. Kadın ağlamaklı ve çaresizdir.
Bir Şehit Mezadı
Adet
odur ki savaşta şehit olanların eşyaları bir mezatta satılır ve
toplanan para da yakınlarına gönderilir. Eşyalar ise şehit düşen vatan
evlatlarının resmini, bakanların gözünde canlandırır.
Garip Bir Benzeyiş
Amerikalılarla
beraber Gecik köyü gezilecektir. Yolda rastlanılan köylü kadın yazarın
yol arkadaşını oğluna benzetir ve bırakmak istemez. Bu hazin benzeyiş
ayrılıkla noktalanır.
Karışık Hikayeler
Bir Hastahane Koğuşunda
Cephenin seyyar hastanelerinden birisindeki yaralılar anlatılmaktadır.
Bir Beyoğlu Dönüşü
Necati
mütarekeden sonra Beyoğlu’na ilk defa gider. Herşey değişmiştir ve
yabancılaşmıştır. Eski arkadaşı Mantar Avni’de bu değişime ayak
uydurmuştur.
Gizli Posta I
Müşkilpesent bir kız, arkadaşına yazdığı mektupta harbe giden erkeklerle şimdiki İstanbul erkekleri arasındaki farktan söz eder.
Gizli Posta II
Genç
adam İstanbul’daki dostlarından birine yazdığı mektupta Anadolu’da
yaşadığı hayatın İstanbul’dakine göre daha gerçek olduğundan bahseder.
Gizli Posta III
Genç
kız delikanlıya yazdığı mektupta, İstanbul’daki değişimi anlatmakta ve
cephedeki savaşın sona erdiğini ancak kendisini yeni siperlerin
beklediğini söyler. Bu siperler evlerdir, ailedir. Bu son müdafaa
hattıyla utanmazca yozlaşmaya ve yabancılaşmaya savaş açacaklardır.
Bir Yurt Yergisi
Namık
Cemil memleket hasretiyle dolu Avrupa yıllarından sonra İstanbul’a
gelmiştir. Ancak içinde bir hasret belirmiştir. İnsanlar kendisini
rahatsız etmektedir. Namık çareyi bilmediği memleketlere gitmekte arar.
Talih
Mehmet
Necip talihsiz bir kimsedir. Hayatı talihsizliklerle doludur. Ancak
sabırlı, dayanıklı ve gayretlidir. Hikayede bu talihsizliğin mutlu bir
evliliği nasıl engellediği anlatılıyor.
Bir Kör Göz ve Bir Kör Gönül
Kasabanın
çok güzel gözleri olan, aynı zamanda da ama olan Zeliha’sı gönlünü
kaptırdığı Şerif'ten karşılık alamaz. Uğruna çok şeyi göze alsa da,
Şerif kendisini görmezden gelir.
Sikkenin Tersi
Faika ile Necip
Bey bir senedir evlidirler. Beraber zengin aile dostları Naciye’lerin
verdikleri davete giderler. Faika Naciye’yi kıskanır ve kendi
hayatından hoşnutsuzluk duyar. Eşinin kendisini çok sevdiğini dahi
unutur. Eve döndüklerinde Faika bunları düşünürken aynı saatlerde
Naciye mahzundur. Evlerinde davet olmasına rağmen kocası gelmemiştir.
Kendisini zavallı hisseder. Gece yatarken her iki kadın da
birbirlerinin ne kadar mutlu olduklarını düşünmektedir.

3.KİTABIN ANA FİKRİ: Savaşın kötü yönlerini, insanların üzerindeki etkisini anlatmaktadır.

4.KİTAPTAKİ
ŞAHISLARIN VE OLAYLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Emine Garipler köyunun en
güzel kızıdır.Güzeliğiyle beraber çok akıllı ve sessiz bir kızdır.Dünya
gözu ve ahret sesleri hikayesindeki Hacı Arif Efendi vatana bağlılığı
ve millet sevgisiyle ön plana çıkmaktadır.

5.KİTAP HAKKINDA
ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Kitap, Milli Mücadele döneminde geçen olayları
anlatmaktadır. Sade ve akıcı bir dille kaleme alınmıştır. Herkese bu
kitabı okumasını tavsiye ederim.

6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ :
Türk,
romancı ve yazar. Romanlarında Türk toplumunun Tanzimat'tan bu yana
çeşitli dönemlerdeki toplumsal erçekliğini sergilemiştir.

27
Mart 1889'da Kahire'de doğdu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü.
İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te
İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine
Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda
tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi.
1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti
topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç
yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla
Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara'ya çağrıldı ve bazı
görevler verildi. 1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir
yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932'de Vedat
Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev
Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı.
Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te
yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı.
Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran
ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra
Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal yaşamının son görevi 1961-1965
arasındaki Manisa milletvekilliği oldu.

_________________

www.turkiye.super-forum.net SÜPER FORUM TÜRKİYE süper forum,forum türkiye,süper türkiye,uşak,süper forum,süper forum,süper eğlence,süper komik,süper fotoğraf,süper resim,süper forum,süper edebiyat,süper islam,süper araba
Her Hakkım Saklıdır ®
|l|lllll|lll||ll||lll|l|l|l|
2¹7¹³6¹3 °8²1³¹9
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://turkiye.super-forum.net
 
Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU --> Milli Savaş Hikayeleri
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» AY SAVAŞCISINI İZLEYEBİLCEZZZ
» Lev Tolstoy - Savaş Ve Barış
» Kendi Savaşçını oluştur!
» YaKuP Ekİn HEP SENİN YÜZÜNDEN!
» SAKURA NUN BÜYÜSÜ

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: : : SÜPER FORUM TÜRKİYE : : : :: EDEBİYAT DÜNYASI :: Kitap Tanıtım Standı-
Buraya geçin: