TüRkİyE'nİn ''EN'' SüPer FoRuM SiTeSi
 
AnasayfaAnasayfa  SSSSSS  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU --> KİRALIK KONAK

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
JosE FATIHIO
AdmiN
AdmiN
avatar

Mesaj Sayısı : 1544
Yaş : 30
Kayıt tarihi : 14/09/07

MesajKonu: Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU --> KİRALIK KONAK   2007-10-02, 12:09 am

Alıntı :
KİTABIN ADI KİRALIK KONAK
KİTABIN YAZARI Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU
YAYINEVİ VE ADRESİ İletişim Yayınları Klodfarer Caddesi İletişim Han No: 7 Cağaloğlu 34400 İSTANBUL
BASIM TARİHİ 20. Baskı 1999 İSTANBUL
KİTABIN
YAYIM MAKSADI Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde ilk
belirtileri XVIII. Yüzyılda görülen ve tanzimatla somutlaşan
batılılaşma hareketleri buna bağlı olarak hayat tarzı, değerler ahlak
kısacası kültürel değişim.


1.KİTABIN KONUSU:

Kiralık
Konak bir töre romanıdır. Eserde üç neslin çatışması yansıtılmaktadır.
Olay bir konakta geçer. Romanda nesiller arasındaki farklar, hızlı
değişimin beraberinde getirdiği sakıncalar sergilenmiştir.
Seniha-Faik-Hakkı Celis üçgeni romanın yapısının iskeletidir. Seniha’ya
karşı ciddi duygular beslemeyen Faik’in onu elde etmesi karşısında
Hakkı Celis’in çektiği ıstıraplar ve torununun geleceği uğruna onurunu
bir yana bırakan Naim Efendi’nin çilesi anlatılıyor.

2.KİTABIN ÖZETİ:

Naim
Efendi çok zengin, zengin olduğu kadarda hesaplı bir kişiydi.
Babasından kalma bir servetti. Büyük bir ihtimamla idare ve muhafaza
ediyordu. II. Abdülhamit döneminde devletin yüksek mevkilerinde
bulundu. Bir çok defalar valiliklerde dolaştı. Şürayı Devlet Azası,
Rüşümat Müdiri Umumisi oldu. İnkılaptan iki sene evvel dolaşık bir
“TEVLİYET” (Mütevellilik) davası yüzünden istifasını verdi ve Hükümet
işlerinden tiksinerek bir köşeye çekildi. Fakat memuriyet döneminden
kalma bayramlaşma ve özel deftere imza olayını hiçbir zaman aksatmazdı.
Bütün
çocukluğu, bütün gençliği İstanbul ‘un en kalabalık konağında geçen
Naim Efendi eğlenceli meclisleri, ahbap arasındaki sohbetleri,
misafirlere ziyafetleri çok severdi. Fakat öyle bir zaman yaşadı ki
bunların hepsi yasaktı. Naim Efendi yeni sazdan, yeni şarkılardan zevk
almak şöyle dursun, son senelerde yazılan ve konuşulan Türkçe’yi de
anlamıyordu.
Bundan beş sene öncesine kadar karısı Nefise
Hanımefendi yanı başında idi, rahatını huzurunu mümkün mertebe
koruyordu. Zira, bu ihtiyar kadın ölünce evin içinde yalnız kaldı. O
öldükten sonra yerine Sekine hanım geçti; fakat Sekine Hanım hiçbir
cihetten annesine benzetmiyordu. Tabi ki babası gibi çekingen, içinde
titiz, iradesiz, tembel bir kadındı; hususiyle kocasının nüfusuna ve
çocuklarının arzularına son derece uyardı. Kocası ise kırk beş yaşında
bir züppeden başka bir şey değildi.
Naim Efendinin damadı Düyunu
Umumiye Müfettişlerinden Servet Bey, Naim Efendinin saflığından
yararlanarak bütün iradesini konak içerisinde istediği gibi
yürütüyordu. Servet Beyin oğlu Cemil henüz yirmi yaşında bir mektup
çocuğu olmasına rağmen Beyoğlu’ndaki büyük lokantaların, gazinoların,
barların sadık gediklisi idi. Bu yaşında bir çok zevkleri vardı.
Biraderinin küçük sırlarında vakıf olan Seniha ise son çıkan moda
gazetelerinin resimlerine benzerdi. Körpe ince ve çolak vücudu ipek
böcekleri gibi daima biçim değiştirme, başkalaşma içerisindeydi.
Pazartesi
günleri Seniha’nın çay günleridir. Avrupa’nın bütün kibar kadınları
gibi o günleri giyinir; kuşanır ve tam beşte konağın salonunda nadir
görülen bir hanımefendi vakariyle ziyaretçilerini beklerdi. Seniha
salonun bir köşesinde iki genç kızla halasının torunu Hakkı Celis’in
kendisine okuduğu şiirleri dinler, gözüküyordu. Bu genç kendisinden iki
ay küçük olmasına rağmen ve bir çok şiiri bazı mecmualarda çıkmasına
rağmen ona parmakları mürekkep lekeli ve pantolonunun dizleri çıkmış
zavallı bir mektep çocuğu gibi görünmekten kurtulamıyordu. Saat beşe
henüz gelmişti ki; Faik Bey konağı ziyarete geldi. Faik Bey Cemil’in
yakın arkadaşları arasındaydı. Kumral, zayıf, uzun saçları iyi taranmış
bir gençti. Küçük yaşından beri Avrupa’nın muhtelif şehirlerinde
dolaşmış, oturmuş olduğu için hareketlerinde hiç sahte görülmeyen bir
frenk zarafeti ve kıvraklığı vardı. Faik Bey ile Seniha arasındaki
münasebetin bir arkadaşlık derecesinden fazla olduğunu genç kızın bütün
erkek ve kadın arkadaşları bili verirlerdi.
Fakat, buna da hafif bir
flört manasını verirlerdi. Zira Faik Bey, pek çapkın bir delikanlı ve
Seniha, pek şuh bir genç kızdı. Günden güne aralarındaki sevgi
çoğalmaya başladı. Faik Bey için Seniha’yı sevmek birdenbire
vazgeçilmeyen ihtiyarlardan biri oluverdi. O şimdi kumara ne kadar
düşkün ise, Seniha’yı da o kadar arıyor. Seniha’ya kendini o kadar
düşkün hissediyordu. Dört günlük bir ayrılıktan sonra sabah Faik Bey
konağa geldi. Henüz herkes uykudaydı. Saçları karma karışık, yüzü
sapsarıydı. Yanaklarında üç günlük bir sakal, toz renginde bir kir
tabakası vardı. Seniha ne var? Ne oldu? Demek isteyen gözlerle Faik
Bey’ i süzdü. Faik Bey sessiz bir şekilde hiçbir şey söylemiyordu.
Seniha daha sonra kardeşi Cemil’ den öğrendiği kadarıyla Faik Bey’ in
kumarda Üç yüz elli lira kaybettiğini ve paraya ihtiyacı olduğunu
öğrendi. Cemil parayı Seniha’nın büyükbabasından istemesini söyledi.
Seniha’nın bunun mümkün olmayacağını söylemesi üzerine Cemil Seniha’nın
elmaslarını rehin koymasını istedi.
Seniha dolabını açtı içinden bir çekmece çıkardı. Çekmecenin içinden birkaç tane mahfaza aldı ve birer birer Cemil’e uzattı.
Ve
hayatında ilk defa olarak ağır ve ciddi bir şekilde düşündü, kaldı.
Hayat bir an içinde, ona çıplak ve en kaba haliyle görünmüştü. Bu
dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi... Bu dünyada
güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zerafet, insanın
üstünde hafif bir cilaydı. En güzel bir yüze bir iskelet ifadesi vermek
için iki gecelik bir uykusuzluk, bir sevgiyi bir alışverişe çevirmek
için birkaç paket iskambil kağıdı, en zarif bir adamı bir dilenciye
döndürmek için üç yüz elli liralık bir borç kafiydi.
Seniha kalbinin
bu bir günlük imtihanından epeyce değişmiş çıktı. Aşktan evvel ki
alaycı, havai, şuh ve işveli haline avdet etti.
Konağı kiraya verip
kardeşi Selma Hanımefendinin yanına taşınma bahsi çıktığından beri Naim
Efendi’ nin rahatı huzuru büsbütün kaçtı. Selma Hanımefendinin kararı o
kadar katıydı ki hiçbir mazeretle bunun önüne geçmek kabil olmuyordu.
NAİM EFENDİ;
“Burada doğmuşum, burada yaşamışım, ihtiyarlamışım! Nasıl bırakır giderim? Diyordu.”
SELMA HANIM;
“Burada, fareler, örümcekler ortasında yapayalnız öleceğine, benim yanımda benim gözüm önünde ölürsün” diyordu.
Konak,
Naim Efendiyle beraber, her gün biraz daha yıkılıp gidiyordu. Zili
bozulan sokak kapısı ağır bir tokmakla vuruluyor ve bir çok
gıcırtılarla mustarip bir hayvan gibi sarsıla açılıyordu.

3.KiTABIN ANA FiKRi:

Kiralık
Konakta Osmanlı İmparatorluğunun çöküş dönemindeki toplumsal nedenler
dile getirilir.Kiralık Konak İmparatorluğun çöküş çanlarının kulak
yırtan sesleri içinde, kuşaklar arasındaki değişen değer yargıların
buna bağlı olarak da yaşam biçimlerinin çelişkisini sergileyen bir
romandır.
Seniha – Faik – Hakkı Celis üçgeni romanın yapısının
iskeletidir. Toplumsal rüzgarların savurduğu bu insanlar birer yaprak
gibi uçuşuyorlar, hiç toprağa düşmüyorlar. Kiralık Konaktaki
kahramanların ortak özelliklerinden biri de düşün-dükleri, ettikleri
dünya ile gerçek yaşamları arasındaki bağlantısızlıklardır. Onlar için
yaşamın her gerçeği birer beklenmeyen darbedir.
Konağın dağılıp satılığa çıkarılmasıyla biten roman bir zümrenin çöküntüsünün üç kuşaklık hikayesidir.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:

Naim
Efendi:Bir zamanlar en büyük devlet memurluklarında bulunmuştur ama
artrık emeklidir.Karısı ölmüştür.Gerçek bir Osmanlı efendisidir.

Seniha:Naim Efendi’nin torunudur.Körpe,ince,çevik vücuduyla sürekli bir değişim içindedir.

Servet
Bey:Naim Efendinin damadı Seniha’nın babasıdır.Müslümanlıktan ve
türklükten nefret eden bir kazasker oğludur.müthiş bir hayranlığı
vardır;o da Avrupa hayranlığı, frenk taklitçiliğidir.Züppe biridir.
Konağı dilediği gibi çekip çevirmek sevdasındadır.

Sekine Hanım:Naim Efendi’nin kızı Seniha’nın annesidir.Sekine Hanım, sessiz bir kadındır.

Hakkı Celis:Seniha’nın halasının torunudur.Seniha’ya aşıktır.Başlıca zevki , Seniha’ya,onun için yazdığı şiirleri okumaktır.

Faik
Bey:Seniha’ya karşı ciddi bir duygu beslemediği halde onun kalbiyle
oynamaktan çekinmemiştir.Seniha’yı hamile bırakır ama evlenmeyi kabul
etmez.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:

Kiralık Konak
bir töre romanıdır.Eserde, üç neslin çatışması yansıtılmaktadır.Bunlar,
19, yüzyılın Osmanlı Efendisi, İkinci Meşrutiyet döneminin aşırı
alafrangası ve Birinci Dünya Savaşı sırasındaki gençliktir. Olay kapalı
ve dar bir çerçevede geçer. Bu bir konaktır. Böylece nesiller
arasındaki uçurum, hızlı değişimin getirdiği ahlak buhranı usta bir
biçimde sergilenmiştir.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:

Kahire’de
doğdu. Manisa’nın Karaosmanoğluları ailesindendir. Öğrenimini bir
Fransız okulunda tamamladı. 2.Meşrutiyetin ilanından sonra İstanbul’a
geldi. Fecr-I Ati topluluğuna katıldı. Çeşitli gazete ve dergilerde
yazmaya başladı. Üsküdar Lisesi’nde felsefe dersleri okuttu. Kurtuluş
Savaşı sırasında Anadolu’ya geçerek Batı Cephesi’nde bulundu. Deneme,
makale, anı, oyun türlerinde eserler veren Yakup Kadri Karaosmanoğlu,
daha çok romanlarıyla tanındı. Romanlarının konusunu tarihsel ve
toplumsal olaylar oluşturur

_________________

www.turkiye.super-forum.net SÜPER FORUM TÜRKİYE süper forum,forum türkiye,süper türkiye,uşak,süper forum,süper forum,süper eğlence,süper komik,süper fotoğraf,süper resim,süper forum,süper edebiyat,süper islam,süper araba
Her Hakkım Saklıdır ®
|l|lllll|lll||ll||lll|l|l|l|
2¹7¹³6¹3 °8²1³¹9
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://turkiye.super-forum.net
 
Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU --> KİRALIK KONAK
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» YaKuP Ekİn HEP SENİN YÜZÜNDEN!

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
: : : SÜPER FORUM TÜRKİYE : : : :: EDEBİYAT DÜNYASI :: Kitap Tanıtım Standı-
Buraya geçin: